14 Nisan 2012 Cumartesi

Palomar

Bi tek ben mi Ay'ın herhangi bir durumuyla ilgili bu kadar büyüleniyorum diyordum ki İtalo Calvino'nun Bay Palomar adlı kitabında şunlara denk geldim;

"Öğle sonrası ay'ına kimse bakmıyor, oysa Ay'ın ilgimize en çok gereksinim duyduğu zaman bu, çünkü varlığı kuşkulu henüz. Güneş ışığı yüklü gökyüzünün yoğun mavisinde beliren beyazımsı bir gölge; bu kez de biçimleneceği ve ışıyacağı konusunda kim güvence verebilir bize? Öyle kırılgan, soluk ve ince ki; yalnızca bir yanı, bir orak yayına benzeyen belirgin bir sınır oluşturmaya başlıyor, gerisi hâlâ maviliklere gömülü. Sanki saydam bir ayin ekmeği ya da yarı erimiş bir hap gibi; ne var ki, beyaz çember dağılacak yerde koyulaşıyor. Ay coğrafyasında mı yoksa sünger gibi delikli uydunun hâlâ içine işleyen çapaklar mı oldukları anlaşılmayan lekelerle, gölgelerle birleşerek koyulaşıyor."




Ay'ı sevin. Pürüzlerini sevin.

Feist & Ben Gibbard - Train Song

Ayrıca Palomar: 
http://en.wikipedia.org/wiki/Palomar_Observatory

11 Mart 2012 Pazar

Resmen mezun olmakla birlikte artık "tamir edilmiş" bir burnum ve kulağım da var. 

Kitaplar, diziler, filmler, master programları hakkında bilgi içeren sayısız chrome sekmeleri, her saat başı yenilenen e-mail hesapları içeren bir dolu gün geçti, bir dolusu da önümde daha.  
Bunların yanında içimde bir yerlere gitme, gezme, görme, keşfetme isteği tavan yapmış durumda. 
Olaylar olaylaaar! 




Ne dedi o? Estambul mu dedi?

11 Ocak 2012 Çarşamba

Geçenlerde annem facebook'tan bir mesaj atmış:
"The black keys lonely boy" u dinlemeni öneriyor baban. Öptüm."


Fazla söze gerek yok, önceden de bir tane The Black Keys şarkısı paylaşmıştım bu sefer babam için gelsin;


The Black Keys - Lonely Boy